Kapusuzoğlu'ndan fon soruşturmasında vergi değerlendirmesi
Ekonomist Tuncay Kapusuzoğlu, Eylül ayında yaşanan fon krizine ilişkin soruşturma sürecinde bazı yatırımcıların vergi yükümlülüğünden muaf tutulduğu iddialarını ve yasal boşlukları değerlendirdi.
Eylül ayında Borsa İstanbul'da (BİST) yaşanan ve kamuoyunda geniş yankı bulan fon krizine ilişkin tartışmalar sürüyor. Kriz sürecinde bireysel yatırımcıların yanı sıra, soruşturma kapsamında adı açıklanmayan 214 kişi ve şirketin dip fiyattan alıp zirve fiyattan satmak suretiyle toplam 187 milyar 653 milyon TL kazanç elde ettiği iddia edildi. Ekonomist Tuncay Kapusuzoğlu, bu astronomik kazançların vergilendirilme boyutunu ve mevcut mevzuattaki uygulamaları inceledi.
BirGün'de yayınlanan habere göre, Kapusuzoğlu, Gelir Vergisi Kanunu'nun geçici 67. maddesi uyarınca hisse senedi yoğun fonlardan ve BİST'te işlem gören hisse senetlerinden elde edilen kazançlarda gerçek kişiler için stopaj oranının sıfır olarak belirlendiğini hatırlattı. Bu durumun, söz konusu gelirler üzerinden gerçek kişilerin vergi ödememesi ve beyanname vermemesi anlamına geldiğini belirten Kapusuzoğlu, kurumların ise kesinti yapılmayan bu gelirlerini beyan etmekle yükümlü olduğunu vurguladı. Ayrıca, 27 Mart 2026 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile TEFAS'ta yer alanlar hariç hisse senedi yoğun serbest fonlar için %17,5 stopaj getirildiği, 05 Eylül 2026'dan itibaren ise şirketlerin para piyasası fonu kazançlarında stopajın %10'a yükseltildiği aktarıldı.
Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) tasfiye kararı aldığı 131 fonun tamamının hisse senedi yoğun fon olmadığı, listede çok sayıda para piyasası ve değişken fonun da bulunduğu ifade edildi. Kapusuzoğlu, kriz öncesi çıkış yapan bazı yatırımcıların paralarını doğrudan BİST'te hisse satarak nakde çevirdiğini ve bu yöntemle vergi ödemeden kazanç sağladıklarını öne sürdü. Kapusuzoğlu, "doğada hiçbir şey yoktan var olmaz" diyerek, vergilendirilmeyen gelirlerin servete dönüştüğünü savundu.
Kapusuzoğlu, vergilendirilemeyen gelirin dönüştüğü servetin vergilendirilmesi gerektiğini ancak bunun için önce kamu harcamalarının kontrol altına alınması gerektiğini belirtti. Yazar, etkin ve adil bir servet vergisi için sistemin değişmesinin zorunlu olduğunu, aksi halde elde edilecek kamu gelirlerinin verimli kullanılamayacağını dile getirdi.
TürkAta Haber Ajansı